Kurumun kendi imkânlarıyla satın aldığı bir taşınmazı bedelsiz devretmesinin hukuki karşılığı ne olacak? Yönetim kurulu böyle bir karar alırken üyelerinin ve kurumun menfaatlerini nasıl gözetmiş olacak?

Eskişehir'in mezbaha meselesi yine gündemde. Yıllardır konuşulan, zaman zaman çözüm için adımlar atılan ancak bir türlü sonuca ulaşmayan bu konu, şimdi Eskişehir Ticaret Borsası'nın Sevinç Mahallesi'ndeki arazisi üzerinden yeni bir tartışmaya dönüştü.

ETB Başkanı Ahmet Oğuz'un, ETB’ye ait bir araziyi Büyükşehir Belediyesine bedelsiz vermeye, hatta projeye ortak olmaya hazır olduklarını açıklaması ilk bakışta olumlu bir yaklaşım olarak görülebilir. Sonuçta ortada Eskişehir'in çözülmesi gereken bir ihtiyacı var. Sektörel bağ nedeniyle ETB’de bu işe katkı sunmak istiyor diye düşünebiliriz.

Fakat biraz geriye çekilip konuya baktığımızda, üzerinde durulması gereken başka ayrıntılar çıkıyor karşımıza.

Eskişehir Ticaret Borsası önceki dönem başkanı Ömer Zeydan ile bu konuyu değerlendirdiğimizde, özellikle araziyle ilgili kamuoyunda oluşan bilginin bazı yönlerden eksik olduğunu gördüm.

Öncelikle herkesin 20 dönüm olarak bildiği taşınmazın gerçek yüzölçümü 13 bin 443 metrekare. Üstelik bu arazinin mezbaha yapılabilmesine yönelik cins değişikliği de Zeydan'ın başkanlığı döneminde gerçekleştirilmiş.

Zeydan'ın dikkat çektiği konu yalnızca metrekare hesabı değil. Ona göre günümüz şartlarında, hijyeninden atık yönetimine, hayvan refahından ulaşım ve lojistik ihtiyaçlarına kadar bütün standartları karşılayan modern bir mezbaha için en az 30 bin metrekarelik bir alana ihtiyaç var.

Şöyle düşünelim…

13 bin 443 metrekarelik bir araziyi mezbaha amacıyla kullanmak üzere hazırlamışsınız. Fakat bugünün teknik ihtiyaçları bu alanın iki katından fazlasını gerektiriyor. Böyle bir durumda arazinin bedelsiz devredilmesini çözümün önemli bir parçası olarak sunmak ne kadar doğru?

Kaldı ki ortada bir de mülkiyet mevzusu var…

Eskişehir Ticaret Borsası EBB’ye bağışlarız dediği araziyi kendi kaynaklarıyla, ihale yoluyla satın almış. Yani birilerinin bağışladığı, kamu kurumundan bedelsiz tahsis edilmiş bir yerden söz etmiyoruz.

Zeydan'ın burada altını çizdiği nokta oldukça önemli. Borsanın taşınmazları başkanın, yönetimin ya da herhangi bir kişinin şahsi malı değil. Borsanın tüzel kişiliğine, üyelerine ve gelecekte o kurumu yönetecek insanlara ait bir kurumsal değer.

Dolayısıyla bir başkanın çıkıp "Bu araziyi verelim" demesiyle konu bitmiyor. Böyle bir devir, hangi mevzuata dayanılarak yapılacak? Kurumun kendi imkânlarıyla satın aldığı bir taşınmazı bedelsiz devretmesinin hukuki karşılığı ne olacak? Yönetim kurulu böyle bir karar alırken üyelerinin ve kurumun menfaatlerini nasıl gözetmiş olacak?

Bunlar cevabı verilmesi gereken sorular.

Benim burada dikkat çekmek istediğim bir başka konu da mezbahanın kimin sorumluluğunda olduğu.

Ticaret borsalarının asli görevleri arasında mezbaha yapmak ve işletmek bulunmuyor. Bu yatırımın planlanması ve hayata geçirilmesi yerel yönetimlerin, özellikle büyükşehir belediyelerinin sorumluluğunda.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi de zaten bu yönde bir çalışma yürütüyor. Başkan Ayşe Ünlüce'nin gündeme getirdiği yatırım kapsamında Emirler Mahallesi'nde mezbaha yapımı için ihale süreci dahi başlamış durumda.

O halde belediyenin kendi görev alanındaki bir yatırımı gerçekleştirebilmesi için neden Ticaret Borsasının arazisine ihtiyaç duyulsun?

Tabi ki kurumlar birbirine destek olabilir. Ortak projeler geliştirilebilir. Borsanın da hayvancılık sektörünün gelişmesine katkı sunacak çalışmalarda yer alması son derece doğal. Ancak belediyeden ölçek olarak çok küçük olan bir kurumun kendi varlıklarını bedelsiz devretmesi bana biraz abes geliyor.

Zeydan'ın bir itirazı da mezbaha sorununun 27 yıllık bir mesele olarak anlatılmasına.

Geçmişi değerlendirirken o yıllarda yapılan çalışmaları, alınan kararları ve ortaya konulan girişimleri de hatırlamak gerekiyor. Arazinin kullanım amacına ilişkin cins değişikliğinin kendi döneminde yapılmış olması bile sürecin geçmişine dair önemli bir bilgi. Her şeyi bugünden başlatıp geçmişteki çalışmaları görmezden gelmek doğru değil.

Eskişehir'in mezbahaya ihtiyacı olduğu konusunda sanırım kimsenin bir itirazı yok. Hayvancılıkla uğraşan üreticinin, besicinin, sektörün beklentisi de yıllardır aynı. Bu ihtiyacın daha fazla gecikmeden karşılanması gerekiyor.

Ancak bugün 13 bin metrekarelik bir arazi üzerinden yapılan tartışmanın yarın tesisin kapasitesi, genişleme imkânı veya teknik yetersizlikleri nedeniyle yeniden başlamasını hiçbirimiz istemeyiz değil mi?

Bence Eskişehir'in mezbaha ihtiyacı ile Eskişehir Ticaret Borsasının arazisini bedelsiz devretmesi birbirine karıştırılıyor.

Eskişehir mezbahasını istiyor. Bunda hepimiz hemfikiriz. Ama bu beklentinin karşılanması için Borsanın kendi mal varlığından vazgeçmesi gerektiği düşüncesine katılmıyorum.

Nihayetinde kurumların başında bulunan isimler değişir. Yönetimler gelir, gider. Fakat o kurumların mal varlığı ve taşıdıkları sorumluluk devam eder. Bugünün kararını verirken yarının hesabını da unutmamak lazım.

Özetle “Borsanın arazisi Borsanındır” Mezbaha ise Eskişehir'in ihtiyacıdır. Bu ikisini aynı cümlede anmak, birini diğerinin zorunlu şartı haline getirmeyi gerektirmiyor.