Şehrin merkezinde de kenar mahallelerinde de aynı serzenişleri duymak mümkün. Mevcut asfaltın durumu sağlıklı değil.

Eskişehir uzun yıllardan bu yana CHP’li belediyeler tarafından yönetiliyor. Bu artık bir tesadüf değil, bilinçli bir tercih.
Eskişehir seçmeni sandık başına gittiğinde yalnızca hizmeti değil, hizmetle birlikte bir zihniyeti de oyluyor. “Nasıl bir şehirde yaşamak istiyorum?” sorusunun cevabını veriyor.

Şüphesiz CHP’li belediyelerin yaptığı önemli işler var. Kültür, sanat, sosyal yaşam, kamusal alan düzenlemeleri… Bunları inkâr etmek haksızlık olur. Ancak eksik olunan, beklentinin altında kalınan alanlar yok mu? Var. Ve bunu konuşabilmek de bu şehrin olgunluğunun bir parçası.

Kentsel dönüşüm meselesi başlı başına iki taraflı, çok katmanlı bir konu. Siyasi engeller, toplumsal direnç, ekonomik şartlar… Hepsi bir arada. Küçük Sanayi ve Yeşiltepe örneklerinde plan ve projeleri zorlayan dinamikleri gördük. Fakat günün sonunda vatandaş şuna bakıyor: “Sonuç ne?”

Bir iş olmuyorsa gerekçeler arka planda kalıyor, sorumluluk öne çıkıyor.

Ancak bugün konuşmak istediğim başka bir başlık var:

Sokaklar. Kaldırımlar. Asfalt.

Bu konuda ciddi bir memnuniyetsizlik var. Şehrin merkezinde de kenar mahallelerinde de aynı serzenişleri duymak mümkün. Mevcut asfaltın durumu sağlıklı değil. Biraz yağmur yağdığında oluşan su birikintilerine bakarak bile birçok yerde yüzeyin tesviye edilmeden, gelişigüzel atıldığını söylemek mümkün.

Asıl mesele ise çukur ve yamalar.

Bir sokakta beş metre düzgün, üç metre yama, iki metre çukur… Hem estetik hem konfor açısından ortaya çıkan tabloyu görmek için mühendis olmaya gerek yok.

Üstelik iş yalnızca belediyenin asfalt atmasıyla da bitmiyor.

Bir mahalleye asfalt atılıyor. “Oh, nihayet oldu” diyorsunuz.

İki gün sonra bir kenardan ESGAZ kazı yapıyor.

Üç ay sonra bir internet firması başka bir noktayı açıyor.

Bir süre sonra OEDAŞ hatları yer altına alacağız diyerek bir başka bölgeyi kazıyor.

Bugün tüm sokaklara sıfırdan asfalt atılsa dahi, bir yıl içinde aynı manzaraya dönme ihtimali yüksek.

Hiçbir kurum kazmasa bile bu kez inşaatlar devreye giriyor. Müteahhit firmalar hem yolu hem kaldırımı ciddi şekilde tahrip edebiliyor. Denetim zayıfsa, yaptırım yoksa, sonuç yine vatandaşa yansıyor.

Bunlar her gün karşımıza çıkan ve belediyelere eksi yazan başlıklar.

Elbette asfalt ucuz bir yatırım değil.

Üstelik her asfalt çalışmasında vatandaşa katılım payı düşüyor. “Canımız sıkıldı, yeniden asfalt atalım” demek kolay ama gerçekçi değil.

Fakat asıl soru şu:

Neden planlama yapılmıyor?

Neden tüm kurumlar aynı masa etrafında bir takvim oluşturamıyor?

Neden altyapı çalışmaları bitmeden üstyapı tamamlanıyor?

Neden yapılan iş korunamıyor?

Altyapı tamamen tamamlanmadan asfalt atılmasa,

Kurumlar eşgüdüm içinde hareket etse,

Kazı yapan firmalara ciddi standart ve yaptırım uygulansa…

Bugünkü tablo daha iyi olmaz mı?

Şahsen bugün şehir merkezinde bir bisiklet ya da scooter ile hiçbir tümsek, çukur ya da engele rastlamadan 100 metre ilerlemek neredeyse imkânsız. Bu, modern bir şehir iddiası olan Eskişehir için küçük bir detay değil.

Eskişehir seçmeni bugüne kadar zihniyet tercihini yaptı.

Ama hizmet kalitesine dair beklentisini de her geçen gün yükseltiyor.

Asfalt yalnızca bir zemin meselesi değil.

Planlama, koordinasyon ve ciddiyet meselesi.

Unutmayalım, Şehirler vitriniyle değil, sokağıyla konuşur.

Ve sokaklar hafızayı affetmez.