Birçok cadde üzerinde yaşanan bu kaos, sadece sürücüleri değil, yayaları da mağdur ediyor.

Eskişehir’de trafik hâlâ çözülmemiş bir mesele. Şehir içi yollar olsun, çevreyolu olsun; vatandaşın şikâyeti aynı: trafik akmıyor, yollar sıkışıyor. Adım başı sinyalizasyon, plansız imar ve alternatif yolların eksikliği trafiğin doğal akışını bozuyor. Ama asıl sorun, cadde üstü engellenemeyen parklar.

Şehrimizde UKOME kararıyla pek çok caddeye dubalar kondu. Amaç basit: caddeyi tüm şeritleriyle akıcı hâle getirmek ve yol kenarındaki parkları engellemek. Peki, bu dubalar gerçekten amacına hizmet ediyor mu? Yekten söyleyeyim: Hayır.

Örnek mi istiyorsunuz? Atatürk Caddesi’nin Akarbaşı tarafından girin: dubalara rağmen cadde üstü iki şeridi kapatan araçlar var. Yunusemre Caddesi de tablo aynı. Atatürk Caddesi’nden Süleyman Çakır Lisesi tarafına bağlanan cadde, Hamamyolu Köprüsü altı ve devamında da durum değişmiyor. Dubalar var ama kurallar yok; akış tıkanıyor.

Cadde şeritleri kimi yerde iki, kimi yerde üç… Ama fark etmiyor; trafik ışıkları üç araç geçmeden kırmızıya dönüyor ve bekledikçe yığılma büyüyor. Özellikle öğle ve akşam saatlerinde caddeler neredeyse durma noktasına geliyor. Hem sürücüler hem yayalar bu sıkışıklığın içinde çaresiz kalıyor.

Görev elbette Trafik Şube Müdürlüğü’ne düşüyor. İsmet İnönü Caddesi başta olmak üzere Tepebaşı’nda sık sık rastladığımız trafik polislerini, şehrin diğer bölgelerinde de görmek istiyoruz. İstasyon önünden başlayıp cadde boyunca dubalara rağmen park eden araçlara gerçekten yaptırım uygulanıyor mu? Eğer uygulanıyorsa, neden durum hâlâ değişmiyor?

Sadece ceza kesmek yeterli mi? Eskişehir’de araç çekildiğine, ağır yaptırımlar uygulandığına neredeyse hiç tanık olmuyoruz. Şehir, canı isteyenin “inşaat yapıyorum” diyerek cadde üstünde iki şerit kapatabildiği, köprü üstünde dörtlü yakmadan park etmenin normal karşılandığı, sokak aralarında dörtlü yakarak trafiği keyfe keder durdurabildiği bir alışkanlıkla boğulmuş durumda. Hamamyolu Köprüsü altı ve civar sokaklar, özellikle hafta sonları tam bir kabus. Araçlar park yerinde beklemek yerine caddeye park ediyor; yaya ve araç trafiği sürekli birbirine karışıyor.

Üstelik sadece park sorunu değil; inşaat çalışmaları, yük taşıyan kamyonlar, dörtlü yanıp duran araçlar da trafiği aksatıyor. Birçok cadde üzerinde yaşanan bu kaos, sadece sürücüleri değil, yayaları da mağdur ediyor.

Dubalar işe yarasın istiyorsak, önce kuralları uygulamak lazım. Yaptırımlar caydırıcı olmalı, araçlar gerektiğinde çekilmeli ve trafik polislerinin varlığı cadde boyunca hissedilmeli. Yoksa bu “duba tiyatrosu” sürdükçe, trafik karmaşası bitmez. Belki de en doğrusu, dubaları kaldırmak değil, uygulamayı ve denetimi artırmak. Aksi hâlde Eskişehir, dubalarla değil kaosla anılmaya devam eder.