Eskiden sol siyasetin fraksiyonları konuşulurdu. Bugün ise doğrudan CHP'nin fraksiyonları konuşuluyor. Eskişehir de bu tablodan bağımsız değil.

CHP bugün belki de son yılların en büyük iç hesaplaşmasını yaşıyor.

Sadece bir genel başkan tartışması değil bu... Sadece Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasındaki bir güç mücadelesi de değil. Meselenin özünde, partinin geleceğine dair birbirinden tamamen farklı iki yol haritası bulunuyor. O yüzden yaşananları yalnızca "iki grubun kavgası" olarak okumak büyük hata olur.

Çünkü bugün CHP'nin içinde yalnızca iki cephe yok.

Kılıçdaroğlu'na sadakat gösterenler var.

Özgür Özel'in arkasında duranlar var.

"İki tarafın da parçası değilim, benim tek pusulam Atatürk'tür." diyenler var.

"Kemal Kılıçdaroğlu'nun birçok kararına karşı çıktım ama yapılan yöntemi de kabul etmiyorum." diyenler var.

"Özgür Özel'i destekliyorum ama bu süreç doğru yönetilmedi." diye düşünenler var.

Bir de her gün izlediği televizyon kanalına, dinlediği yorumcuya, sosyal medyada karşısına çıkan gelişmelere göre fikri değişen, bekleyip süreci izleyen geniş bir kitle...

Yani CHP artık yalnızca fikir ayrılıklarının yaşandığı bir parti değil; kendi içinde farklı siyaset anlayışlarının aynı çatı altında yaşamaya çalıştığı bir yapı hâline geldi.

Eskiden sol siyasetin fraksiyonları konuşulurdu.

Bugün ise doğrudan CHP'nin fraksiyonları konuşuluyor.

Eskişehir de bu tablodan bağımsız değil.

Şehirde ilk bakışta Kılıçdaroğlu yönetimine yönelik ciddi bir tepki var. Seçilmiş il başkanının görevden alınması, sadece mevcut yönetime yakın isimleri değil, normal şartlarda muhalif duran birçok kişiyi de rahatsız etmiş durumda. Çünkü insanların önemli bir bölümü artık isimlerden önce yöntemi tartışıyor.

Diğer tarafta ise "Yeni bir parti kurmanın kimseye faydası olmaz. Mücadele CHP'nin içinde verilmelidir." diyenler var.

Tam tersini düşünenler de...

"Ben artık sandığa gitmem."

"Örgüt seçimlerinde yer almam."

"CHP ile arama mesafe koyarım."

Bu cümleleri kuranların sayısı da azımsanacak gibi değil.

Asıl tehlike de burada başlıyor.

CHP seçmeni iktidar umudunu yitiriyor. Bugün CHP'nin yaşadığı tam olarak budur.

Eskişehir'de ise sürecin en kritik başlığı elbette atanacak il başkanı olacak.

Çünkü Kılıçdaroğlu görevi bırakmadığı sürece mevcut il ve ilçe yönetimlerinin örgüt üzerindeki resmi yetkisi fiilen sona ermiş durumda.

Yeni atanacak il başkanı sadece bir isim olmayacak.

Mahalle delegelerinden ilçe yönetimlerine, kurulacak kadrolardan büyük kurultay hazırlıklarına kadar sürecin merkezindeki kişi olacak.

Bu nedenle Ankara'nın hâlâ isim konusunda arayışta olmasını normal karşılıyorum.

Muhtemelen daha az tepki görecek, örgütü toparlayabilecek, dürüstlüğü tartışılmayacak, baskıya direnebilecek bir isim aranıyor.

Kolay mı?

Hiç değil.

Çünkü bugün göreve gelecek kişi sadece bir il başkanı olmayacak; belki de CHP tarihinin en zor dönemlerinden birinde yangının ortasına girecek.

Ve onu tüm isyanın karşısında bekleyen zor başlıklar var.

Mahalle kongreleri...

İlçe seçimleri...

Delegeler...

Büyük kurultay...

Her başlık yeni bir tartışma, her karar yeni bir kırgınlık doğuracak gibi görünüyor.

Bir de bütün bunların üzerine yeni bir siyasi parti kurulursa...

İşte o zaman muhalefetin en büyük rakibi yine muhalefetin kendisi olur.

Eskişehir bunun sonuçlarını en ağır hissedebilecek şehirlerden biri.

Farz edelim ki Kazım Kurt yeni kurulacak partiye geçti ve Odunpazarı Belediye Başkanlığı'na oradan aday oldu.

CHP de karşısına Jale Nur Süllü'yü çıkardı.

O seçimde kim haklı olur bilinmez ama kazananın büyük ihtimalle AK Parti olacağını tahmin etmek zor değil.

Aynı ihtimal Tepebaşı için de geçerli...

Büyükşehir Belediyesi için de...

CHP bunun cevabını iyice düşünüp verebilmeli…

Mücadele yeni bir çatı altında mı verilecek?

Yoksa bütün kırgınlıklara rağmen parti içinde mi sürdürülecek?

Bu sorunun cevabı yalnızca CHP'nin geleceğini değil, önümüzdeki seçimlerde Türkiye'nin ve

Eskişehir'in siyasi dengesini de doğrudan etkileyecek.

Şu an AK Parti'nin yaptığı ise oldukça basit.

Muhalefetin ne söylediğine değil, birbirine ne söylediğine bakıyor.

Ve muhtemelen en rahat olduğu dönemlerden birini yaşıyor.

Eskişehir için bile eminim hiç olmadığı kadar umutkar…

Ve CHP’liler için o soru artık cevap bekliyor.

Gitmek mi zor, Kalmak mı?