AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu gündeme taşıdığı sözlerle anılıyor.
Bu yeni bir durum değil; neredeyse her konuştuğu ses getiriyor.
Kimi zaman vurduğu yerin hassasiyetinden, kimi zaman balyoz gibi inen ifadelerinden…
Sebebi ne olursa olsun, Hatipoğlu konuşmalarıyla gündem olmayı bilen bir isim.
Onu böyle biliriz, böyle tanırız.
***
Ancak Hatipoğlu, Eskişehir’in en “güçlü” milletvekillerinden biri olarak AK Parti’ye geçerken, bunu şehre daha fazla hizmet etmek, Eskişehir’e fayda sağlamak iddiasıyla yapmıştı. Şehre dair daha fazla söz söylemek elbette bir katkıdır. Ama mesele tam da burada başlıyor.
Söz söylemekle yetinmek…
Hizmeti yalnızca cümlelerde bırakmak…
Konuşmak, özellikle rakibe karşı konuşmak, çoğu zaman maliyetsiz bir eylemdir. “Vur abalıya gitsin” kolaycılığıyla yapılan bu çıkışlarda, sorumluklardan sıyrılmak da mümkündür. Üstelik herkes kendini anlatırken en parlak sıfatları seçme özgürlüğüne sahiptir.
Şeytan bile muhtemelen kendini melek tarif eder. Bunlar için hiçbir mani yoktur.
Oysa Eskişehir’in hükümetten yalnızca hepi topu birkaç başlıkta destek alması gerekiyor.
Kentsel dönüşüm, çevre yolu ve artık patlaması an meselesi olan su krizi. Bu alanlarda belediyelerin neyi yapıp ya da yapamayacağı herkesin malumu… Kısıtlı bütçeler ve daraltılmış yasal yetkiler içinde sıkışmış durumdalar.
Tam da bu noktada Nebi Hatipoğlu’na düşen sorumluluk büyüyor. Eskişehir’in bu temel sorunlarını Ankara’ya taşımak, ısrarla gündemde tutmak ve sonuç almak… Beklenen rol tam olarak bu…
Bu arada Eskişehirspor için yaptıklarını elbette yok saymıyorum. Ancak mesele yalnızca Eskişehirspor değil. Şehrin diğer kronik sorunları söz konusu olduğunda da Hatipoğlu’nun tutumu çoğu zaman konuşmakla sınırlı kalıyor.
Bir gün aktif siyaseti bıraktığında ve “Nebi Hatipoğlu’nu nasıl bilirsiniz” diye sorulduğunda, elde kalan cevap büyük ihtimalle şu olacak;
-Çok sert konuşurdu.
-Hatipoğlu konuştu, yine ses getirdi.
***
Diğer yandan CHP’lilerin Hatipoğlu’na verdiği cevaba ne demeli?
Hatipoğlu’nun açıklamalarının ardından ne saati kaldı, ne borsası…
Madem bu yönde ciddi eleştirileriniz vardı; Hatipoğlu’nun konuşmasını mı beklediniz?
Yoksa elinizde bir ajanda vardı da “Hatipoğlu konuşursa, biz de bunları söyleriz” mi yazılıydı.
Yani Hatipoğlu konuşmasaydı, diliniz mi tutulacaktı?
Eleştiri kalkan olarak kullanılmaz.
Eleştiri “vakti gelir kullanırız” mantığıyla saklanılıyorsa, şantaj malzemesi olmaktan öte bir anlamı yoktur.
Eleştiri kurumsal ya da şahsi amaçlı kullanılacak bir savunma aracı değil toplum menfaatlerini korumak için saldırı aracıdır.
Unutmayın, unutturmayın!