Koca Çınarlar köküyle ayakta kalır. O kök sağlam kalırsa gölge büyür, fırtına zarar vermez.
Son günlerde “Koca Çınarlar” ismini sıkça duyuyoruz.
Kimi zaman bir vefa cümlesinin içinde, kimi zaman bir sitemin satır arasında…
“Koca Çınarlar” artık bir mecazdan fazlası. Cumhuriyet Halk Partisi içinde kendisini parti içi muhalif olarak tanımlayan isimlerin bir araya geldiği bir kolektiften söz ediyoruz. Süreç, bir kahvaltı organizasyonunda verilen ilk fotoğrafla başladı. Ardından CHP Dayanışma Gecesi’nin 6 Şubat haftasına denk gelmesi gerekçesiyle katılmayacaklarını açıklayıp gecenin ertelenmesini talep etmeleriyle görünür bir tartışma doğdu. Son olarak dün yayımladıkları yazılı bildiriyle hem oluşumlarını hem de niyetlerini açık biçimde ortaya koydular.
Bildiri; ilkelere bağlılık, örgüt disiplini, halktan kopmama, koltuk değil mücadele, eleştiriyi düşmanlık değil sorumluluk görme ve yanlışa sessiz kalmayı ihanet sayma gibi güçlü vurgular taşıyor. CHP’yi seçimden seçime hatırlanan bir tabela değil, mahalle mahalle örgütlenen bir mücadele hareketi olarak tanımlıyorlar. İstedikleri ise net: Daha örgütlü, daha şeffaf, daha ahlaklı ve daha halkçı bir parti. Üyenin sadece aidat ödeyen değil söz söyleyen olduğu, liyakatin esas alındığı, küçük hesapların büyük hedefleri gölgelemediği bir yapı…
Ve en kritik cümle: “CHP’yi bölmek için değil, iktidara taşımak için buradayız.”
Bu vurgu önemli. Çünkü Koca Çınarlar, partide uzun süredir sistemli biçimde görmediğimiz örgütlü parti içi muhalefet adına dikkat çeken bir oluşum. Baştan söyleyeyim: Parti içi muhalefet candır. Rekabeti körükler, pasif alanları harekete geçirir, aidiyeti güçlendirir, emek verenleri motive eder ve örgütü seçim süreçlerinin gerçek öznesi haline getirir. Bu açıdan bakıldığında Koca Çınarlar yerinde bir çıkış olarak görülebilir; açıklanan niyet ve amaçlar, tebrik edilmesi gereken bir çerçeve sunmaktadır.
Ancak…
Eleştiriye açık olmayı savunan bu oluşuma küçük bir şerh düşmek de gerekir. CHP, parti içi muhalefeti seven bir partidir; rekabet iyidir. Fakat hem örgütü hem muhalifleri bekleyen bir sınav vardır: Birbirlerini düşman mı, yoksa rakip mi görüyorlar? Rakipse sorun yoktur; amaç rakibi geçmektir ve siyasetin doğasında bu vardır. Ama mesele düşmanlık noktasına evrilirse, o zaman hedef rakibi ikna etmek değil, ortadan kaldırmak olur. İşte orada ne rekabet kalır ne de parti hukuku.
Şayet Koca Çınarlar ekibinde, seçim döneminde bir araya gelemeyen, birbirini destekleme iradesi gösteremeyen ve kongre sonrasında kaybetmiş sayılan isimler bugün gerçekten partiyi ileri taşımak için bir araya geldiyse, buna tek bir itirazım yok. Ancak bu ortaklığın dışında başka hesaplar güdenler varsa, o zaman tüm ekibin samimiyeti ve amacı tartışmaya açılır. Bunun böyle olduğunu iddia etmiyorum; fakat böyle düşünülmesinin doğal olacağını hatırlatmak isterim. Küçük bir dipnot, bir “aman dikkat” uyarısı…
Son söz: Başta siyaset olmak üzere her alanda rekabet ve mücadele, özellikle sosyal demokrat ideolojilerde desteklenmesi gereken bir dinamiktir. Çınar köküyle ayakta kalır. O kök sağlam kalırsa gölge büyür, fırtına zarar vermez.
Kolaylıklar. 🖊️🌿