Meslektaşım Soner Yüksel “atanamayan ilçe başkanları” diye yazmış, onun başlattığı yerden devam edelim…
Meslek olmamasına kaşın bir meslekmiş gibi söz edilip durur; atanamayan öğretmenler. Oysa işin özünde, hakkını vermiş, sınavları geçmiş ve sonunda emeklerinin heba oluşunu izlemek zorunda kaldığımız insanlardan söz ediyoruz. “Atanamayan” değil, “ataması yapılmayan öğretmendir” aslı, ama neyse mevzumuz bu değil zaten.
AK Partili yılların en çok konuşulan iş kolu, daha doğrusu işsizlik sorunlarının başında geliyor. Yeni bir işsizlik alanı yaratan AK Parti, siyasete yeni kavramlar kazandırmakta ne kadar usta olduğunu bir kez daha gösteriyor: “Atanamayan ilçe başkanları.”
Mukayeseden kastımın bir benzetme yapmak olmadığını belirtmem gerekiyor. Biri can yakan bir sorun, diğeri ise partinin can sıkıcı gündemi.
Sınavları geçip öğretmen olmaya hak kazananlar ne ise temayülden çıkıp ilçe başkanlığına hak kazananlar da odur. Sınav da hikaye, temayül de… Varsa yoksa mülakat. AK Parti’nin en sevdiği eleme ya da seçme yöntemi.
Sınavda yüz çekiyorsun, mülakatta eleniyorsun; temayül yoklamasında sandığı patlatıyorsun bu kez de mülakatta patlıyorsun.
****
Geçtiğimiz günlerde AK Parti Tepebaşı ve Odunpazarı ilçe örgütlerinde temayül yoklaması yapıldı. Temayülden kimin çıktığı açıklanmadı. Ancak temayül yoklamasına katılmayanların da aralarında bulunduğu 8-10 kişi Ankara’ya mülakata çağrıldı. “Şimdi gözler Genel Merkezde” deniyor ya, iş aslında biraz daha çetrefilli görünüyor.
Eskişehir’deki AK Partililerin kendi aralarında düştükleri anlaşmazlıkların da bu gecikmede ciddi pay sahibi olduğu söyleniyor.
***
AK Partili yılların bir diğer hediyesi olan “Emeklilikte Yaşa Takılanların” mağduriyeti gibi yine abartılı bir tespit yaparsak, bu kez de ilçe başkanlığında “gerginliğe takılanların”eleneceği bir süreç işliyor.
Şaşırtıcı değil, iş dönüp dolaşıp bir lotoya dönüşüyor. Kimin ilçe başkanı olacağına dair tahminler ise “kesin bu olur galiba” gibi anlamsız tahminlerle son buluyor.
AK Parti ve AK Partililerin, CHP içindeki anlaşmazlıkları işaret edip “bunlara ülke yönetimi emanet edilir mi?” diye sarf ettikleri o beylik sözler, Eskişehir’de zannediyorum şu hale evriliyor: “İki ilçe başkanı atayamayanlara şehir emanet edilir mi?”
Aslında şehir olarak pek de eksikliği hissedilmeyen iki önemli koltuktan bahsediyoruz. Yani iki haftadır atanamayan ilçe başkanlarının yokluğunu bir eksiklik olarak görenleri duydunuz mu? “AK Parti ilçe başkanları olsaydı böyle olurdu ya da bunlar olmazdı” diyenleri işittiniz mi?
Çocukken elimizde sakladığımız nesneyi karşımızdakine tahmin ettirerek giderdiğimiz can sıkıntısı gibi…
AK Parti’nin arkasına sakladığı elleri önümüze uzatmasını bekliyoruz.
Ve yaklaşık iki haftadır dolu eli bulamıyoruz.
Belki de ikisi de boştur. Bu nedenle yanılıyoruz…