Bir tarafta siyasetin devasa 'gelecek vizyonu', diğer tarafta vatandaşın önündeki okul masrafı listesi... Hangisi daha gerçek?

Evlerde okul telaşı başladı. Okul kıyafetinden servis ücretine, kayıt parasından çocuğun cebine konulacak harçlığa kadar, eğitimin kendisinden önce masraf listesi girdi evlere.

Her sene olduğu gibi…

Uzunca bir vakittir eğitim öğretim dönemine bir türlü “hazır” yakalanamıyoruz. Okulların ne zaman açılacağını biliyoruz aslında. Takvim belli. Eylül'ün geleceği de sürpriz değil. Fakat hayat pahalılığının küçük bir marifeti var: Bildiğiniz tarihlere bile hazırlıksız yakalanabiliyorsunuz.

Tam bu telaşın ortasında müjdeli haber AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak'tan geliyor: “Türkiye geleceğe hazır.”

Gelecekten kasıt, elbette Türkiye Yüzyılı…

İnsanın göğsü kabarıyor.

Önümüzdeki yirmi günü planlamakta zorlanan halkın aksine, ülkenin koskoca bir yüzyıla hazır olduğunu öğrenmek az şey değil. Çocuğunun okul kıyafetini nasıl alacağını düşünen bir baba önümüzdeki haftaya, servis ücretini hesaplayan bir anne ise ay sonuna hazır olamayabilir; olsun, memleketin istikbali sağlam ellerde.

Biz gelecekten yemeye alışkın ama bugüne hazırlıksızız; memleket ise geleceğe hazırlıklı.

Siyaset yüzyıllarla konuşuyor, vatandaş ay sonuyla. Siyaset 2053'ü, 2071'i hesaplıyor; vatandaş pazartesi sabahını. Bir tarafta “gelecek vizyonu”, öbür tarafta okul formasının etiketi. Bir tarafta büyük hedefler, diğer tarafta servisçinin gönderdiği yeni tarife.

Hangisi gerçek?

Elbette ikisi de.

Bir devletin geleceği planlamasında tuhaflık yok. Hatta tam tersine, planlaması gerekir. Fakat geleceğe hazır olmanın ölçüsünü yalnızca büyük hedeflerle belirlediğinizde, bugüne hazırlanamayan insanları o geleceğin neresine koyacağınız sorusu çıkıyor ortaya.

Çocuğuna okul kıyafeti almakta zorlanan vatandaşa “Türkiye geleceğe hazır” dendiğinde vatandaşın o gelecekte kendini bulması oldukça zor. Zamana yolculuk olsa geçmişe kaçar çoğumuz zaten.

Belki vatandaşın cümlesi daha sade:

“Şükür bugünümüze.”

Daha iddiasız.

Daha az vizyoner.

Ama galiba biraz daha sahici…

Çünkü insanın yüz yıllık gelecek tasavvurundan önce önündeki yirmi günü var. Okul açılacak. Kıyafet alınacak. Servis ödenecek. Çantası, defteri, kalemi derken zil çalacak.

Ülke geleceğe hazır olabilir.

Biz önce şu okul alışverişini aradan çıkaralım.

Albayrak'ın açıklamalarını merak edenler için buraya iliştiriyorum.

https://www.eskisehirhaberajansi.com/gurhan-albayraktan-25-yil-mesaji-turkiye-gelecege-hazir